Silver Moon Fan Club

Tüm SM koliklerin buluşma noktası
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 rpg açıklaması!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
michiru_neptün
Sailor Neptün&Admin
Sailor Neptün&Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 124
Yaş : 25
nerden : öbür taraftan :P
Kayıt tarihi : 16/08/07

MesajKonu: rpg açıklaması!   Salı Ağus. 21, 2007 5:21 pm

sailor moon karakterleri tektek seçilecek sonrda düşmanlar en sonundada oyunumuz başlıcak örneğn usagi olucak kişi ve karşısında bir düşman
düşman : seni yok edicem
usagi:hah sen öyle zannet ay madalyonu bana güç ver
düşman :hayır bu ay savaşçısı
ay savaşçısı:iyi insanlara zarar verip onlara u şekilde davranamazsın ay adına seni cezalandırıcam

vs vs . işte böyle dewam ediyor rpg alımlarında buluşmak üzere

_________________

________________________________________________________________________________________
sailor rpg michiru kaioh /sailor neptune
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://silvermoon.yetkin-forum.com
Sonsuz
Sailor Moon&Admin
Sailor Moon&Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 201
Yaş : 24
nerden : Ginzuishou'nun Kalbi
puan : anime, manga ve sm:)
Kayıt tarihi : 17/08/07

MesajKonu: Geri: rpg açıklaması!   Salı Ağus. 21, 2007 5:30 pm

kız tam açıklamasını yapsana biraz bildiğim halde bişe anlamadım Very Happy

_________________

http://silvermoon.yetkin-forum.com --->SM Hayranlarına özel^^

sailor rpg usagi tsukino/sailor moon/prenses serenity
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://silvermoon.yetkin-forum.com
minako_crazygirl
Sailor Venüs&Admin
Sailor Venüs&Admin
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 128
Yaş : 25
nerden : venus krallığından :D
Kayıt tarihi : 21/08/07

MesajKonu: Geri: rpg açıklaması!   Salı Ağus. 21, 2007 6:08 pm

anlamıcak bişi yok yani karakterler kişlerle olucak ana sözcükler aynı mesela ay adına seni cezalandırıcam gibi Very Happy kalanlar kendi uydurmanız Very Happy doğaçlama Very Happy

_________________
www.ainoworld.forumotion.com tıklayın minakoya takılın Very Happy
________________________________________________________
sailor rpg minako aino/sailor venus/sailor v
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Luna
Sailor Merkür&admin
Sailor Merkür&admin
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 194
Yaş : 22
Kayıt tarihi : 17/08/07

MesajKonu: Geri: rpg açıklaması!   Paz Ağus. 26, 2007 11:05 am

Bu yazıyı okuyanlar eminim rpg ne anlarlar. [Alıntıdır]

Arkadaşlar öncelikle şunu belirteyim ki ne kadar uzun görünüyorsa görünsün ben bunları yazmak için çok uğraştım.. Ve ben bunları zaten biliyorum.. Yani sizin için yazdım.. Küçük bir kısmında bazı yerlerden esinlendim.. Onu da belirteyim.. Ancak ben bunları yazarken çok uğraştım ve bunu sizin için yaptım.. Lütfen siz de üşenmeyin ve okuyun.. Eminim herkese büyük yardımı dokunacaktır..

RPG nedir?

Rpg, yani Role Playing Game, sadece bir dogaçlama tiyatrodur. Ancak sahneye çikma veya senaryoya uyma gibi dertler yoktur. Istedigin karakteri ve ortami sen belirlersin. Bir çok insan bunu bilgisayar veya masaüstü oyunlariyla karistirir ancak gerçekte oyuncularin kendilerine yarattiklari sinirsiz, yeni bir dünyadir, RPG. Belirlenmis bir senaryo akisi yoktur, çünkü oyuncular olayin ne olacagina karar verirler. Yani iki lafi bir araya getirip konusamayanlarin RPG ile ilgilenmeleri saçma olur..

Bu oyun, günümüzde bir çok insanın, gün içinde en çok zaman harcadığı şey olmuş durumda. Insanlarin artik zevk almak için yaptiklari seyleri düsününce bunun basit görünmesi oldukça olagan ama aslinda olayi bir kere kavrayinca insani tamamen kontrol altina alan bir eglence. Yasayamayacaginiz yada yasamayacaginiz imkansiz olaylari yasayabilirsiniz. O yüzden de biz bu oyunun amacini sinirlarda zevki hissetmek ve heyecanı tehlikeye girmeden yasamak olarak özetleyebiliriz. (Tabi üzerinde kalacak psikolojik sorunlari saymazsak. Kendini bu dünyaya kaptirip daha sonra gerçek hayata dönmekte zorlananlar oldugunu unutmayın.)

Bu oyunu oynamak için hayal gücünüzü ve fantastik olaylari yadirgamamak gerekiyor. Yani "ulan bu imkansiz" veya "Hadi lan böyle sey olmaz" gibi reaksiyonlar kesinlikle yasak. Böyle seyler yalnizca oyunun havasini bozar ve zevk almanizi engeller. Su kadarini bileceksiniz oyunun oynandigi (senaryonun geçtigi - aynen bilgisayar oyunundaki gibi) ortamda olan biten seyler tamamen oranin mantigina göre sekillendirilmis dünyevi mantikla çözülemeyecek olaylardan olusmus seylerdir. Mesela oyunun geçtigi mekanda insanlar veya diger canlilar büyü yapabilir... Bu durum dünyadaki bir insana çok saçma gelebilir ama oyunun oynandigi mekan sorgulanamaz ve yadirganamaz. Bu %100 zevkin birinci sartidir. Ancak her istediğinizi yaparsınız derken bu Birinci sınıf öğrencisiyken "Avada Kedavra" büyüsünü yapabileceğiniz anlamına gelmiyor.. (Bunu da açıklayacağım.)

Genellikle ilk baslayan kisiler (halk arasinda çömezde denir) oyunun amacini veya sonucunu çok merak ederler ve aldiklari cevabi yadirgarlar. Biraz sonra sizin de surat ifadeniz degisecek (degismedi diyen olursa bu konuyu önceden biliyordur derim). Oyunun spesifik bir sonu yok (kisaca son mon yok aslinda), yani oyun oyuncular istemedigi sürece bitmez, çünkü oyunun amaci aynen gerçek hayattaki gibi yasamak (kabul ediyorum yasananlar biraz farkli buradan ama...) ve sonuçta yasarken hiç bir zaman "sunu yapayim ondan sonra her sey bitsin" diyemeyecegimiz gibi oyunda da böyle bir sey demiyoruz. Ama sakin oyunun amacinin hayatta kalmak oldugunu da sanmayın. Çünkü iyiligin temsilcisi bir Sehrbaz'ın tehlike aninda kendi hayatini gerekirse arkadaslari için feda etmesinden daha dogal bir sey olmaz. Tabi bir hirsizda ayni sekilde arkadaslarini satabilir..

Peki bu oyunda gerçekten de her şeyi yapabiliyor muyuz.. Tabi ki hayır.. Örneğin yukarda da belirttiğim gibi Birinci sınıf öğrencisi "Avada Kedavra" büyüsünü yapamaz.. Veya ortamına göre, örneğin bir öğrenci profesörüyle senli benli konuşamaz.. Yani hayal gücünüzü kullanarak kendinizi yaşatmaya çalıştığnız senaryodaki gibi görmenizdir bu.. Mantık çok önemlidir RPG de.. Özellikle de oynadığınız oyunun senaryosuna mantıken uymak çok önemlidir.. Bunu neden söylüyorum.. Çünkü genelde çömez dediğimiz ve RPG'nin açılımını bile bilmeyen arkadaşlarımız, öğrenci halleriyle Seherbazlara kafa tutuyorlar..
"Canım sıkıldı napim.. Hiç heyecean yok.." Bazı arkadaşların sözü bu.. Eğer sıkıcıysa neden öğrenci oldun ki.. Öğrenciliğin sıkıcı olduğunu hepimiz biliyoruz.. Ancak bunu eğlenceli hale getirmek senin elinde.. Hayal gücünü kullanarak ve özellikle de RP yaparken kullandığınız tasvirlerle bu işi eğlenceli hale getirebilirsiniz.. Hazır tasvir demişken şunu da belirtmek istiyorum.. RPG'nin en büyük özelliklerinden biri de tasvir(betimleme)dir.. Genelde RPG de bir DM yani hakem bulunur ve ortamı o sağlar.. Bir nevi oyundaki Tanrı'dır DM.. Ancak bu durum bazı oyunlarda değişir..

Aşağıda örnek bir rp göreceksiniz..

Alıntı:
Her yer değişik süslerle donatılmış ve Ormanda harika bir atmosfer yaratılmıştı.. Gecenin Karanlığı değişik ışık oyunlarıyla parlatılıyordu.. Göl bu ışık süzmeleriyle harika görünüyordu..

Tyrese de oradaydı ve kalabalığın arasından geçerek herkesin görebileceği bir yerde olan masaya doğru ilerledi.. Orda iki genç ayakta onu bekliyorlardı. Tyrese masanın ucundaki sandalyeye geçti ve oturdu.. Onun oturmasından sonra herkes de yerlerine oturmuşlardı.. Daha sonra Nikah şahitleri de gelip yerlerine geçtiler.. Bu sırada Tyrese asasını havaya kaldırıp bir şeyler mırıldandı ve gökte kocaman bir ışık süzmesi oluşturdu.. Daha sonra bu ışık süzmesi Aleve dönüştü ve biraz yanıp gökyüzünde turladıktan sonra kocaman bir Kalp Halini alarak söndü.. Herkes hayranlıkla izledikten sonra artık gözler masaya dönmüştü..

Beyaz gelinlik içinde güzel ve genç bir bayan ve Deri ceketiyle dikkatleri çeken yakışıklı genç bir bay birbirlerinin ellerini sıkıca tutuyorlardı.. Tyrese Asasını boynuna getirerek "Sonorus" dedi.. Şimdi sesi herkes tarafından rahatça duyuluyordu..

"Bu güzel gecede burda bulunmamızın tek bir sebebi var ve o sebep de bu iki gencin hayatlarını birleştirme isteği.. Lafı çok uzatmanın alemi yok.. Ben Sihir Bakanı olarak şimdi onların nikahlarını kıyacağım ve onları birbirlerine ait kılmaktan büyük mutluluk duyacağım.." dedi.. Herkes alkışladı..

"öhö ehe.. Evet.. Sen indibadelerinin hırçın delikanlısı, her gencin olmayı hayal ettiği kişilik, müziğinle, konuşmalarınla, hareketlerinle herkesi kendine hayran bırakan Franklin Zalmain Forester, burda bulunan, geceye ayrı bir ışık katan, güzelliğiyle tüm dünyaya nam salan bu güzel bayan Alessa Carlina Mc’Granda’yı; İyilikte ve kötülükte, Karanlıkta ya da aldınlıkta, hastalıkta sağlıkta, ölüme kadar eşin olarak kabul ediyor musun" diye sorup Frank'e baktı..

...


Gördüğünüz gibi tasvirler çok.. Ve konuşmalar için satır atlanmış.. Renklendirme yapılmış.. Yani hem göze hoş görünüyor.. Hem imlalarıyla okunması kolaylaşıyor, hem de insanı sıkmıyor.. Bu şekilde yapılan rp ler gayet başarılı gibi görünüyor bizlere.. Aradığımız RP bu arkadaşlar.. Ve unuymayın ki RP yaparken ki anlatım hep 3. kişi tarafından anlatılır..

Peki Hatalı RP nasıl olur?

Öncelikle RP de istisnai durumlar dışında(ki bu şöyle olabilir.. Örneğin kişi kendi kendine RP yapıyordur ve sistem de olmayan kişileri de RP sine katıp onları yönlendirebiliyordur..) asla kişi karşısındakinin yaptığı veya yapacağı fiile karışamaz.. Ve kesinlikle karşısındakinin adına bir şeyler söyleyemez.. Kısa ve tasvirsiz(betimleme) RP ler de gerçekten çok can sıkıcı olabiliyor.. İşte hatalı RP için bir örnek..

Alıntı:
Lordi Hemen Oraya Cisimlendi Ve Hemen Asasını Kaldırıp CURİO dİYE hAYKIRDI Magnus’a Ve Magnusun çığlıkları heryanı sardı. Magnus Lordiyi Göremeden Lordi Malikaneye Çoktan Cisimlenmişti Bile



Evet.. Tahminimce herkes tarafından ne kadar berbat bir RP olduğu anlaşılıyordur.. Yazılar biçimsiz.. İmlasız.. Ve en önemlisi de yaptığı büyünün karşısındakine yaptığı etkiyi kendi söylüyor.. Oysa bu RPG kurallarına tamamen aykırı.. Eğer öyle olmasaydı herkes şöyle yapardı.. "Y geldi Z yi öldürdü" Eh bu da pek mantıklı görünmüyor sanırım..

Bu kurallara uyarsanız, siz de iyi bir RP'ci olur, herkes tarafından tanınır ve saygı duyulursunuz..


Başka bi site de yne bn yazmıstım...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sonsuz
Sailor Moon&Admin
Sailor Moon&Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 201
Yaş : 24
nerden : Ginzuishou'nun Kalbi
puan : anime, manga ve sm:)
Kayıt tarihi : 17/08/07

MesajKonu: Geri: rpg açıklaması!   Ptsi Ağus. 27, 2007 10:36 am

anlamazlarmı aferim kız baya yazmışsın Very Happy bende daha kısası var onu koycaktım ama gerek kalmadı Surprised

_________________

http://silvermoon.yetkin-forum.com --->SM Hayranlarına özel^^

sailor rpg usagi tsukino/sailor moon/prenses serenity
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://silvermoon.yetkin-forum.com
Luna
Sailor Merkür&admin
Sailor Merkür&admin
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 194
Yaş : 22
Kayıt tarihi : 17/08/07

MesajKonu: Geri: rpg açıklaması!   Ptsi Ağus. 27, 2007 11:39 am

Tesekkrler Very Happy Yanlıs rpgde seni yok edicem fln olmuyo bu dm eşliğinde şekli ve bizim rpgmiz boyle değil. Bakın ben Luna'yım ya rpgmde "Ve oraya doğru koştum" değil "Ve Luna oraya doğru koştu" yazacaım. Yani 3. ağızdan anlatılıo olaylar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
HotaruTomoe
Süper SMci
Süper SMci
avatar

Mesaj Sayısı : 187
nerden : satürnn puan=100
Kayıt tarihi : 17/08/07

MesajKonu: Geri: rpg açıklaması!   Perş. Ağus. 30, 2007 8:10 pm

bence kendi ağzımızdan yazsak daha güzel olur daha gerçekçi olur oyuna kendimizi iyice veririz

_________________


anime dünyası--http://www.sailormoonfansi.forumlari.net/--animelerle ilgili herşey Wink
__________________________________________________
sailor rpg hotaru tomoe / sailor satürn
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Luna
Sailor Merkür&admin
Sailor Merkür&admin
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 194
Yaş : 22
Kayıt tarihi : 17/08/07

MesajKonu: Geri: rpg açıklaması!   Cuma Ağus. 31, 2007 3:02 pm

cnm zaten bi yapmaya basla çok eğllenceli rpg olmaz yoksa daha iyi vrmek fln yani yapmaya başlarsan anlarsın bir örnk rpgmi koyuorm:
Yüksek tavanlı Hufflepuff yatakhanesinin üzerine uykulu bir sessizlik çökmüştü. Saat sabahın beşi idi. Etraftaki tek hayat belirtisi; ancak iyice kulak kabartırsanız duyabileceğiniz nefes sesleri ve ara sıra gelen yorgan hışırtılarıydı.
Luna gözlerini dört direkli ranzasının alt katında açtı. Yatağının yanındaki komodinin üstünde duran ışıklı saatinin kaçı gösterdiğine baktı ve başını tekrar yastığına gömdü. Neden sonra kalkmaya karar verdi. Alacakaranlıkta bu sessiz yatakhane, gözüne biraz alışılmışın dışında gözüktü. O ve ailesi büyücüydü evet… Bu manzaralara alışık olması beklenirdi. Ama yine de burada, Hogwarts’ta, evinden binlerce kilometre uzakta ve tanımadığı büyücü yaşıtlarıyla aynı yatakhanedeyken, bu ortam ona yabancı geliyordu.
Luna kimseyi uyandırmamaya fazlasıyla dikkat ederek, aralanmış devasa pencereye doğru yürüdü. Pervaza yaslandı. Bu alışık olduğu bir şeydi işte. Küçüklüğünden beri düşünceli olduğu zamanlarda, pencere pervazlarına gider, oturur ve gecenin ya da günün hangi saatiyse o vaktin, çevrede yarattığı etkiyi izler, izler, izlerdi… Bazen hiç farkında olmadan, saatlerce orada öylece oturmuş olurdu.
Luna bütün bir gece yumuşacık yorganının altında olduğundan, açık pencereden odaya sızan sabah ayazıyla ürperdi. Ama bu hoşuna gitmişti. Başını pencereye yasladı ve gözünü uzaklara dikerek hayallere daldı.
Onu hayallerinden çekip alan, kız arkadaşlarının yavaş yavaş kalkmalarıyla odada yankılanan neşeli konuşmalar ve ürkek gülüşmelerdi. Kim olduğunu kestiremediği alımlı esmer bir kız, arkadaşına kahvaltıya inmeleri için öneride bulundu. Bununla beraber bütün kızlar kahvaltı için Büyük Salona doğru ilerlediler. Salon girişine az bir mesafe kala gözlerine, panoya asılmış bir bildiri ilişti. Luna ayaklarının üzerinde yaylanarak bildirinin tamamını görmeye çalıştı. Kalabalıktan önce fısıltılar halinde yükselen sesler, yerini birkaç dakikaya kalmadan heyecanlı ama bir o kadar da keyifli konuşmalara bırakmıştı.
Luna bildirinin, Hogsmeade Köyü’ne yapılacak olan geziyle ilgili bir duyuru olduğunu anlamıştı. Yazıyı büyük bir dikkatle okudu ve kahvaltı için diğerlerine katıldı. Yulaf lapası ve yumurtasını yerken bir yandan da kuzeni Sasha’dan dinlediği kadarıyla bu şirin büyücü köyünü hayal etmeye çalıştı.
Kahvaltıdan sonra yatakhaneye dönen, içlerinde Luna’nın da bulunduğu Hufflepuff’lı bir grup yeniyetme birinci sınıf öğrencisi, merdivenlerdeki tuzaklara alışık olmadıkları için yanlarından geçen büyük sınıf büyücülerin alaylı sözlerine maruz kalmışlardı. Tedirgin yüzlerinde, tuzaklara takılıp sendeledikçe mahcup bir gülümseme beliriyor, hemen ardından, işittikleri gurur kırıcı sözler yüzünden, gülümsemeleri suratlarından buharlaşıp gidiyordu.
Neyse ki, tüm bu “ilk gün sendromu hadiselerini” unutturacak, beş saatlik bir Hogsmeade gezisi vardı önlerinde…
Luna orada birkaç arkadaş bulabilmeyi umdu. Bir çırpıda kıyafetlerini giydi ve Giriş Salonu’na doğru ilerledi. Orada, heyecanlı kalabalığın arasında, önceki gün tanıştığı ama farklı binalarda oldukları için fazla konuşamadığı 2 arkadaşı vardı. Biri Slytherin’den Josh, öbürüyse Gryffindor’dan Terry idi. Terry Luna’yı görür görmez yanına koştu. Josh kocaman bir gülümseme eşliğinde elini salladı.
“Selam kızlar! Nasıl gidiyor? Kahvaltıda pek konuşamadık. Hogsmeade gezisi için sabırsızlanıyorum, ya siz?” dedi. Böylece Terry, Josh ve Luna konuşa gülüşe Hogsmeade yolunu tuttular. Üçünün de ilk gidişiydi bu ve hepsinin aklında aşağı yukarı aynı manzara vardı. Zonko, Weasley’lerin dükkânı, Balyumruk, Domuz Kafası, Bağıran Baraka ve daha pek çok büyüleyici mekân onları bekliyordu. Hiçbirinin tüm bu yerleri gezmeden Hogwarts’a dönmeye niyetleri yoktu.
Hiç farkına varmadan köyün girişine gelmişlerdi bile. Köy uzaktan bakıldığında mini mini pek çok kulübe ve dükkânın bulunduğu, Hogwarts’ın karşısındaki gölün etrafına kurulmuş, sihirle dopdolu bir yer olarak gözüküyordu. Eh yalan da sayılmazdı. İngiltere’nin tek mugglesız köyü olan Hogsmeade’de, tatil sezonu boyunca büyülü mumlar ağaçları süsler, kışınsa çam ağaçlarından ve dükkânların çatılarından sarkan buz kütleleriyle peri masallarını andırırdı. Etrafını büyük bir dikkatle izleyen Luna:
“Balyumruk’a gidelim mi? İlginç bir yere benziyor” dedi. O sırada dükkânın önüne gelmişlerdi. Üçü de hayrete düşmüş gibi görünüyordu. Burası bir şekerci dükkânıydı. Ama sıradan olmadığı her halinden belliydi. Devasa bir vitrini ve vitrine yakışacak koca bir tabelası vardı. Her yere “Bertie Bott’un Bin bir Çeşit Fasulye Şekerlemelerine yeni çeşitlerimiz eklenmiştir” gibi notlar iliştirilmişti. İçerisi öğrenci kaynıyordu. Josh, Terry ve Luna güçlükle içeriye daldılar. Gözlerine çarpan ilk şey özenle dizilmiş yüzlerce çeşit çikolata, kaymak gibi nugat topları, ışıldayan pembe hindistancevizi buzu küpleri, iştah açıcı bal renkli karamelalar, fışırdayan vızvızlar adındaki şerbet topları oldu. Ama bunlar yalnızca ilk etapta gördükleriydi.
Biraz ilerlediklerinde raflardan birinde oldukça ilginç bir ürüne rastladılar. “Özel Efekt Tatlıları”: Drooble’ın En İyi Balonlu Sakızı( Odayı, ne yaparsanız yapın günlerce çıkmayan çan çiçeği mavisi baloncuklarla doldururlar); tuhaf, kıymık kıymık Diş Temizleyici İplik Naneler; minicik, siyah Biber Şeytancıklar(Arkadaşlarınızı etkilemek için alev püskürtebilirsiniz); Buz Fareler(Dişleriniz takırdayacak, gıcırdayacak); kurbağa biçiminde naneli kaymaklar( Midede gerçekçi bir biçimde hoplayıp, zıplar); şeker kaplı kırılgan Tüy Kalemler ve Patlayan Bonbonlar… Luna:
“Şu naneli kaymaklardan mutlaka almalıyım” dedi kızlara.
Terry ”Hey midende hoplayıp zıplarken hiç de o kadar lezzetli olacağını sanmıyorum” dedi
Luna “İşin eğlenceli tarafı bu Terry” diye cevap verdi. Gezintiye devam ettiler. Biraz ileride Alışılmadık Tatlar reyonu vardı. En üst rafta büyük bir kâse ve içinde karafatma sürüsü olduğunu tahmin ettikleri, siyah, hareket eden şeyler vardı. Josh eliyle, orta raflardan birine dizilmiş olan Jöle Sümüklüböcekleri gösterdi. Terry
“Asıl sen şunlara bak” diyerek Asit Pop dolu, cam bir kavanozu gösterdi. Bir grup öğrenci, yanlarından geçerek, ellerindeki bardakları fıçıya dayayarak, o günün promosyon ürünü olan Kanarya Kremasını tattılar. Luna o sırada bir Meyan Kökü asası, bir Ton Dil Bonbonu, bir Kan Aromalı Lolipop( bunu niye aldığını ya da yiyip yemeyeceğini inanın kendisi de bilmiyordu) ve son olarak kurbağa biçimli Naneli Kaymaklardan aldı.
Yüzlerinde fark edilir bir memnuniyet ifadesiyle dükkândan ayrıldılar. Oradan çıkıp Zonko’nun ünü her yere ulaşmış Şaka Mağazasına gittiler. İçeride neler yoktu ki…
Tezek bombaları, kendi kendini karan oyun kartları, sonradan tavuğa ya da morina balığına dönüşen sahte asalar, burun ısıran çay bardakları, kurbağa yumurtası sabunu, asitli lolipoplar, geğirme tozu, kendi çıbanını kendin çıkartlar ve hıçkırık şekerleri vardı. Büyük ve ayrı bir rafta büyücü oyunları dizilmişti. Büyücü satrancı ve patlayan pişti kartları bu reyonda bulunuyordu. Luna ve arkadaşları büyücü satrancı ve burun ısıran çay bardaklarından aldılar. Luna ayrıca geğirme tozu da aldı. Kendi çıbanını kendin çıkart tozlarından alacaklardı ama o sırada bir öğrenci bu ürünü kullanıp, hatırı sayılır ölçüde çıban çıkartmıştı. Pek sevimli olduğu söylenemezdi. Burada da işleri bittikten sonra bir şeyler içmeye karar verdiler. Hogsmeade’de gidilebilecek en iyi yerin Üç Süpürge olduğunu öğrendikten sonra orayı aramaya başladılar. Bulmaları çok uzun sürmedi. Fakat içeride yer bulmaları biraz zor oldu. En sonunda cam kenarında ufak bir masaya geçtiler. Barmene vişne şurubu söylediler. Aldıklarını paketlerinden çıkarıp incelemeye vakit buldukları için mutlu olmuşlardı. Luna diğer masalara şöyle bir göz gezdirdi. Karşılarındaki masada Üç Süpürgede görülmeye pek alışılmamış olan 2 tane kukuletalı büyücü vardı. Önlerinde içki bardakları duruyordu. Bir parşömen parçasının üzerine eğilmiş, hararetli hararetli fısıldaşıyorlardı. O sırada küçük bir öğrenci, arkadaşıyla şakalaşırken onların masasındaki içki bardaklarından birine çarptı. Kukuletalı büyücülerden biri ayağa fırlayarak asasını çekti. Kimse ne olduğunu anlayamadan adam büyülü sözleri söyledi.
“Engorgio!”
Küçük çocuğun başında beklenmedik bir şişlik meydana geldi. Herkes neler olduğunun farkına varınca neşeli konuşmalar anında kesildi. Şimdi herkes telaşa düşmüş görünüyordu. Barmen elinde asasıyla barın arkasından çıktı ve “Çıkın buradan! Hemen terk edin burayı yoksa asamı kullanmak zorunda kalacağım!” diye bağırdı. Kukuletalarının içinden hain ve alaylı gülüşler duyuldu. Ama yine de orayı terk ettiler. Giderken kapıyı sert bir biçimde çarpmayı da ihmal etmediler. Luna ve arkadaşları bu adamların kim olduğunu, o parşömende neler yazdığını merak edemeyecek kadar korkmuşlardı. Hızla orayı terk ederken, barmen ağlayan ve kafası gittikçe daha da şişen çocuğa şifa sihirleri yapıyordu. Kalıp, işe yarayıp yaramadığını görmek isterlerdi ama Hogwarts onlar için daha güvenli geliyordu şimdi… Zaten yirmi beş dakikalık zamanları kalmıştı. Dükkânların önünden hızla geçip, Hogwarts’a gidecekleri yola doğru ilerlediler. Profesörler yavaş yavaş meydana doğru geliyorlardı. Gidip birine anlatmayı düşündü Luna ama… Sonra niyeyse vazgeçti. İlerleyen günlerde belki birilerine anlatırdı, kim bilir… O anda Profesör Fortmant’ın sinirli bir şekilde “Acele edin, acele edin gitme vakti!” dediğini duydular.
Kalın montlarına sarılarak, öğrenci grubunu takip etmeye başladılar…

Gördün mü? kndi ağızımızdn yaparsk çok daha sıkıcı oluyo bu arada rpgmi sakın çalmayın ha! Very Happy bi hp rpg sitesinde yasmıştım...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
rpg açıklaması!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Silver Moon Fan Club :: Eğlenelim :: Sailor Moon Rpg-
Buraya geçin: